forumVatan

.......forumVatanHoşgeldiniz : Misafir
En son ziyaretiniz :
Mesaj Sayınız : 0


    Seçmeceler..

    Paylaş
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:29 pm

    Sen bir defa olsun "seni seviyorum" yalanını at ;
    Melekler günahını bana yazsın olur mu ?
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:30 pm

    Hani diyordun ya 'it gibi seviyorum seni' ...
    Aşk bitti itliğinle kal.
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:31 pm

    Dönerse senindir, dönmezse zaten hiç senin olmamıştır,
    diye bir şey yok..
    Dönecek.
    Bir katil, olay mahaline mutlaka geri döner !...
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:31 pm

    Var mı beni içinizde tanıyan?
    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
    Kalmasa da şöhretimi duymayan,
    Kimliğimi tarif etmek zor benim...

    Bülbül benim lisanımla ötüştü.
    Bir gül için can evinden tutuştu.
    Yüreğine Toroslar'dan çığ düştü.
    Yangınımı söndürmedi kar benim...

    Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
    Benimle değişti talihi bahtı,
    Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
    Akıl almaz hünerlerim var benim...

    Kamil iken cahil ettim alimi,
    Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
    Yavuz iken zebun ettim Selim'i,
    Her oyunu bozan gizli zor benim...

    Yeryüzünde ben ürettim veremi.
    Lokman Hekim bulamadı çaremi.
    Aslı için kül eyledim Kerem'i.
    İbrahim'in atıldığı kor benim...

    Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di.
    Hatrım için yüce dağlar delindi.
    Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
    Kuvvet benim, kudret benim, fer benim...

    İlahimle Mevlana'yı döndürdüm.
    Yunus'umla öfkeleri dindirdim.
    Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
    Mevla'danım, hayır benim, şer benim...

    Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
    Görünmezim cismim de yok, resmim de
    Dil üzmezim, tek hece var ismimde
    Barınağım gönül denen yer benim

    Benim için yaratıldı Muhammed
    Benim için yağdırıldı o rahmet
    Evliyanın sözündeki muhabbet
    Embiyanın yüzündeki nur benim
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:31 pm

    Gün doğmadan,
    Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
    Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
    İçinde bir iş görmenin saadeti,
    Gideceksin
    Gideceksin ırıpların çalkantısında.
    Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
    Sevineceksin.
    Ağları silkeledikce
    Deniz gelecek eline pul pul;
    Ruhları sustuğu vakit martıların,
    Kayalıklardaki mezarlarında,
    Birden
    Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
    Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
    Bayramlar seyranlar mı dersin,
    Şenlikler cümbüşler mi?
    Gelin alayları, teller, duvaklar,
    Donanmalar mı?
    Heeey
    Ne duruyorsun be, at kendini denize:
    Geride bekliyenin varmış, aldırma;
    Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;
    Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
    Git gidebildiğin yere...
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:31 pm

    Nehirler yarışır, çağıldar gözlerinde
    o nehirler benim nehirlerimdir
    aşk
    ki azar azar benim yerimdir
    üşüyorsam, sokaktaysam, yalnızsam
    gözlerin ey yâr benim evimdir

    vurulup düştükçe, düştükçe seni sevmekten caymayacağım
    gece insin, el ayak çekilsin gelip kapında ağlayacağım!/

    iyi ki bu sestesin
    dünyayı ısıtan nefestesin
    bir haydut gibi gezinirim kapında
    kalbimde tutuşan ateştesin…

    rüzgârlar savrulur, uğuldar gözlerinde
    o rüzgârlar benim rüzgârlarımdır
    aşk
    ki azar azar benim yerimdir
    suskunsam, bozgunsam, bulutsuzsam
    gözlerin ey yâr benim evimdir

    iyi ki bu düştesin
    her sabah ışıyan güneştesin
    iyi ki yoksuluz bulutlar gibi
    soğuyan dünyada sımsıcak fırınlar gibi

    vurulup düştükçe, düştükçe sana koşmaktan caymayacağım
    gece insin, el ayak çekilsin gelip kapında ağlayacağım!/
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:32 pm

    Ne hasta bekler sabahı,
    Ne taze ölüyü mezar.
    Ne de şeytan, bir günahı,
    Seni beklediğim kadar.

    Geçti istemem gelmeni,
    Yokluğunda buldum seni;
    Bırak vehmimde gölgeni,
    Gelme, artık neye yarar?
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:32 pm

    Dün akşam dedim şen sevgiliye;
    seninle lades tutuşalım diye.
    imalı bir eda katıp sesine,
    sevgili dedi ki; "söyle nesine?".
    dedim aldatırsam ben seni,
    öpeyim bir kez beyaz enseni,
    aldanırsam üç gün yüzüme bakma,
    saçını önümde çözüp bırakma,
    görelim yenecek diye kim kimi,
    güldü; kabul etti bu teklifimi...
    sevgilinin dalgınlığı benden de derin,
    otururken kuş tüyü ipek minderin
    bir ucunda o, bir ucunda ben
    başımız önde düşünüyorken
    ne hile bulalım diye yarına
    sevgili saçını omuzlarına dökerek dedi ki;
    "al tara saçımı, bir tel incitmeden!"
    ben oyunu, ladesi değil,
    tüm benliğimi unuttum bir an
    o'nun bu beklenmeyen iltifatından
    daha tarağa elim gitmeden
    "lades!" dedi, yerinden fırlayarak,
    düştü, parçalandı yerde fildişi tarak.
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:32 pm

    Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
    Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

    Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
    Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?

    Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
    Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
    Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
    Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
    Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
    Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
    Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
    Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
    Hangi cama kafa atsam?
    Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
    Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

    Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
    Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
    Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
    Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
    Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
    Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
    Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan
    zonklasın?
    Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
    Hiç sanmam! ...
    Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
    Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
    Hangi mübarek dua,
    Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
    Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
    Olur mu be! . olur mu?
    Bu da benim gibi adama yapılır mı?
    Aşk dediğin mendil mi?
    Buruşturup bir kenara atılır mı?
    VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

    Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
    Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
    Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
    Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
    Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
    Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
    Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
    Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

    Dağ gibi adamı eze eze! .....
    Hangi anası tipli parlak çömeze,
    Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
    Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
    Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
    Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
    Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
    Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
    Ve! .. Hangi su bağışlatır?
    Hangi musalla temizler seni?

    Bu Nasıl Ayrılık ?
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:33 pm

    Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi...

    Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

    İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri

    SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

    Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte...

    Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

    Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

    Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

    BEN SENİ SEVİYORDUM...

    Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

    Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

    Geri dönüyordu, çoğalarak

    Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun

    Kalp ağrısı oluyordun,

    Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

    Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

    Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

    Cesurduk...

    Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...

    Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

    Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

    Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

    Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları

    Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

    Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

    Kalbimi acıttı her zamanki gibi...

    Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

    Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:33 pm

    Ben hayatta en çok babamı sevdim
    Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
    Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
    Nasıl koşarsa ardından bir devin

    O çapkın babamı ben öyle sevdim
    Bilmezdi ki oturduğumuz semti
    Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi
    Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
    Atlastan bakardım nereye gitti
    Öyle öyle ezber ettim gurbeti

    Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
    Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a
    Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!
    Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
    Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

    En son teftişine çıkana değin
    Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
    Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
    Açıldı nefesim, fikrim, canevim
    Hayatta ben en çok babamı sevdim.
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:34 pm

    Mona Roza, siyah güller, ak güller
    Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah, senin yüzünden kana batacak
    Mona Roza siyah güller, ak güller

    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    Mona Roza, bugün bende bir hal var
    Yağmur iğri iğri düşer toprağa
    Ulur aya karşı kirli çakallar

    Açma pencereni perdeleri çek
    Mona Roza seni görmemeliyim
    Bir bakışın ölmem için yetecek
    Anla Mona Roza, ben bir deliyim
    Açma pencereni perdeleri çek...

    Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    Bende çıkar güneş aydınlığa
    Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    Seni hatırlatıyor her zaman bana
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar

    Ellerin ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli oluyor bir kadın
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin ellerin ve parmakların

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
    Saat onikidir söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

    Akşamları gelir incir kuşları
    Konar bahçenin incirlerine
    Kiminin rengi ak, kimisi sarı
    Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
    Akşamları gelir incir kuşları

    Ki ben Mona Roza bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni
    O masum bakışlar su kenarında
    Ki ben Mona Roza bulurum seni

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
    Henüz dinlemedin benden türküler
    Benim aşkım sığmaz öyle her saza
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

    Artık inan bana muhacir kızı
    Dinle ve kabul et itirafımı
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı her tarafımı
    Artık inan bana muhacir kızı

    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
    Bir gün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    Altın bilezikler o kokulu ten
    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
    Bir tüy ki kapalı gece ve güne
    Altın bilezikler o kokulu ten

    Mona Roza siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
    Mona Roza siyah güller, ak güller
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:34 pm

    Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında,
    Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    Yolumun karanlığa karışan noktasında
    Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

    Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık,
    Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    Bu gece yarısında iki kişi uyanık:
    Biri benim, biri de uzayan kaldırımlar.

    İçimde damla damla bir korku birikiyor,
    Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler.
    Simsiyah camlarını üzerime dikiyor
    Gözleri çıkarılmış bir ama gibi evler.

    Kaldırımlar, ızdırap çekenlerin annesi,
    Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
    Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
    Kaldırımlar, içimde uzayan bir lisandır.

    Bana düşmez can vermek bir kucakta,
    Ben bu kaldırımların istediği çocuğum.
    Aman, sabah olmasın bu karanlık sokakta,
    Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum.

    Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin,
    İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler.
    Tak... tak... ayak sesimi aç köpekler işitsin.
    Yolumun takı olsun zulmetten taş kemerler.

    Ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim,
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
    Islak bir yorgan gibi iyice bürüneyim,
    Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya,
    Alsa bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi.
    Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
    Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi.
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:34 pm

    Çocuktum Hep kardan adamlar süslerdi düşlerimi Büyüdüm Hep kandan adamlar oydular yüreğimi

    Çocuktum Hep ölümsüz aşkları okurdum masallarda Büyüdüm Ne aşklar satıldı o körkütük masalarda

    Çocuktum Şerefti itibardı bütün kapıları açan anahtar Büyüdüm Hiçbir güç tanımadım para kadar

    Çocuktum Saçlarından yakalardım
    ümitleri Büyüdüm Ezberledim bütün ihanetleri
    Çocuktum Yaşam bir yağmur gibi düşerdi avuçlarıma Büyüdüm
    Şimdi hep çocukluğum geliyor aklıma...

    Sakın ;
    Sen büyüme çocuk !
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:35 pm

    Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
    Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
    Sevmek için güzele mi bakmalı?
    Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
    Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
    Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
    Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
    Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
    Solması için gülü dalından mı koparmalı?
    Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
    Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
    Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:35 pm

    Kavgayı, bir yaprağın üzerine yazmak isterdim sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye.

    Öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim yağmur yağsın bulut yok olsun diye.

    Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim güneş açsın karlar erisin diye.

    Ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye..
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:35 pm

    Onun güzelliğini herkes görüyorsa o bence az güzeldir.
    Herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir.
    Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir.
    Yalnız ben biliyorsam bu aşktır.
    Hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır.
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:35 pm

    Erkek kadına dedi ki:
    -Seni seviyorum,
    ama nasıl,
    avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
    parmaklarımı kanatarak
    kırasıya
    çıldırasıya...
    Erkek kadına dedi ki:
    -Seni seviyorum,
    ama nasıl,
    kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
    yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
    yüzde hudutsuz kere yüz...
    Kadın erkeğe dedi ki:
    -Baktım
    dudağımla, yüreğimle, kafamla;
    severek, korkarak, eğilerek,
    dudağına, yüreğine, kafana.
    Şimdi ne söylüyorsam
    karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
    Ve ben artık
    biliyorum:
    Toprağın -
    yüzü güneşli bir ana gibi -
    en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
    Fakat neyleyim
    saçlarım dolanmış
    ölmekte olan parmaklarına
    başımı kurtarmam kabil
    değil!
    Sen
    yürümelisin,
    yeni doğan çocuğun
    gözlerine bakarak..
    Sen
    yürümelisin,
    beni bırakarak...
    Kadın sustu.
    SARILDILAR
    Bir kitap düştü yere...
    Kapandı bir pencere...
    AYRILDILAR..
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:36 pm

    Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
    ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken
    Her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:36 pm

    Kurdelesini yeni takmış bir çocuğun;
    Okuma yazmayı sökmesi gibi söktüler seni benden...
    Artık adının geçtiği kelimelerin altını kırmızı kalemle çiziyorum;
    Ki ne kadar kan kaybettiğim belli olsun...
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:36 pm

    Öğrendiğim tek yabancı dil,
    Senin dilin ağzımda...
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:37 pm

    Katille kurban arasında, o birkaç saniyelik telaşla sevmiştim seni...!
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:37 pm

    SENİN İÇİN GELSİN...

    Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
    Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
    Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
    Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
    Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
    Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
    Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
    Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
    Sanki hiç olmamıştı

    Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
    Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
    Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
    Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
    Ki Karakoy köprüsüne yağmur yağarken
    Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
    Çünkü iki kişiydik

    Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
    Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
    Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
    İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
    Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
    Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
    Sonrası iyilik güzellik.
    avatar
    Phobos
    KıdemLi On Başı
    KıdemLi On Başı

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 50
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 05/11/10

    Geri: Seçmeceler..

    Mesaj tarafından Phobos Bir Cuma Kas. 05, 2010 10:37 pm

    B u g e c e i l ç e y k e n i l o l u v e r i y o r y a l n ı z l ı ğ ı m . . . !

      Forum Saati Paz Nis. 22, 2018 8:39 am