forumVatan

.......forumVatanHoşgeldiniz :
En son ziyaretiniz :
Mesaj Sayınız : 0


    İlginç Bilgiler

    Paylaş
    avatar
    VaLKyRie
    Admin
    Admin

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 1284
    <b>Ruh HaLi</b> Ruh HaLi : 3
    <b>Zodyak</b> Zodyak : Yengeç
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 04/02/10
    <b>Nerden</b> Nerden : Tekirdağ
    <b>Yaş</b> Yaş : 23

    İlginç Bilgiler

    Mesaj tarafından VaLKyRie Bir Perş. Tem. 01, 2010 9:49 pm

    Nisan şakasının kökeni nedir?

    1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının
    birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart
    25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı fazla
    yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam
    ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan
    aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını
    verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak
    partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar
    sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan
    gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da
    bütün dünyaya yayıldı.

    İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?

    Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin
    amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi,
    görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle
    işitme. Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır. 2)Antik
    çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki
    sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu
    kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden
    bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda
    içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini
    göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe
    vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.

    Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?

    Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük
    parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde
    eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu
    tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar,
    öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus
    yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük
    parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı
    nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok
    zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı.

    Mezara niçin çiçek konulur?

    İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da
    öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey
    Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu
    belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme,
    kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler
    çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu
    nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler,
    kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin
    amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.

    Satrançta şah niçin o kadar pasiftir?

    Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O
    yüzden bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan
    gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda
    vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük
    desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular
    tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.

    İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?

    Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca
    vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler
    ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk
    insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki
    kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.

    Akıl ile zeka arasında fark nedir?

    Akıl yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce
    yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı
    gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama
    ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir,
    20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü
    olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir
    besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit
    matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara,
    algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar
    gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle
    ölçülebilir.


    Dolunay insan davranışlarını etkiler mi?

    İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın
    dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir
    varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün
    boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen
    suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır.
    Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz.
    Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün
    olması gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken
    değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600
    binde biri kadardır.

    Niçin gözyaşı dökeriz?

    Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı
    farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur.
    Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak
    salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk
    inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki
    soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal
    gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni
    açıklanamamıştır.

    Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir?

    Eğerköşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf
    olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta
    yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca
    düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere
    yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır.
    Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi
    sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri
    iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar.
    Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek
    olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.

    Develerin hörgüçlerinde ne var?

    Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu
    kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde
    30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle
    hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de
    yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana
    göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini
    kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su
    etkilenmez.

    Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?

    Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların,
    japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı
    bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye
    nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı,
    gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım
    insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından
    korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki
    bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının
    buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri
    kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı
    korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için
    daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları
    da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani
    çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.

    Ateş böceği nasıl ışık saçıyor?

    Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi
    yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede
    kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili
    hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir.
    Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden
    ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat
    onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğinışık bölgesine
    yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi
    gerekmektedir

    Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?

    Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz uzaması
    gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı
    çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş
    yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına
    gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama,
    sabun hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez
    yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan sonra
    yıkandığında çekmez.

    İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?

    Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu
    saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve
    bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp
    zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının
    yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten
    çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.
    (ben sağ koluma takıyorum saatimi,sebebini bende bilmiyorum çocukluktan
    bir inatla sağa takmışım şimdi sol koluma takınca rahat edemiyorum)

    Bir hafta niçin 7 gündür?

    Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen
    beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve
    uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana
    renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha
    çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta
    sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına
    geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.

    Niçin otellerin kapıları döner kapıdır?

    Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri
    devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava
    rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle
    klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin
    girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner
    kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk
    havanın da içeri girmesini engeller.

    İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir?

    Çok kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu
    kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin
    kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf zamanından
    kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının çok kolay akılda
    tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S
    seçildi.

    Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur?

    Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor
    dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir
    çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır
    kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni
    sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve
    gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca
    dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak
    tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani
    beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla
    gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda
    bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.

    Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?

    Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş
    çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli ****l kalemler
    Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye
    uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet
    görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar
    2-3bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem
    mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler.
    2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan
    yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki
    yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat
    dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır.

    Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?

    Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok
    horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu
    da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler
    ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün
    doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır

    Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?

    Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya
    karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı
    düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur.
    Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve
    yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar
    çatlar ve yine sinekli günler başlar.

    Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?

    Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki ****l bir kap olup içteki
    genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise
    boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama
    yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de
    ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde
    kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece
    termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.

    Kuşlar nasıl konuşabiliyor?

    Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ
    beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza
    aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların
    yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır.
    Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli
    hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinn dibinde,
    karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit
    yeteneği vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini
    taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.

    Kediler balık ve sütü niçin severler?

    Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi
    yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi
    sevmezler. Evkedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere
    olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil
    vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış
    olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu için
    evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu
    Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak
    yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya
    tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle
    beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının
    yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.

    Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?

    Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir.
    Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir
    ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran
    buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu
    noktada çok küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki
    buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak
    yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.



    ''Zaman'' iyi mi gelirmiş herşeye
    ne " zaman " dan beri ???




      Forum Saati Çarş. Ekim 24, 2018 7:11 am