forumVatan

.......forumVatanHoşgeldiniz : Misafir
En son ziyaretiniz :
Mesaj Sayınız : 0


    Türk Birliği; rüyadan idaele, oradan gerçeğe uzanan yol

    Paylaş
    avatar
    VaLKyRie
    Admin
    Admin

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 1284
    <b>Ruh HaLi</b> Ruh HaLi : 3
    <b>Zodyak</b> Zodyak : Yengeç
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 04/02/10
    <b>Nerden</b> Nerden : Tekirdağ
    <b>Yaş</b> Yaş : 22

    Türk Birliği; rüyadan idaele, oradan gerçeğe uzanan yol

    Mesaj tarafından VaLKyRie Bir Perş. Tem. 01, 2010 2:30 pm



    Bu konuda neredeyiz - ne yapmalıyız?

    Sovyetler
    Birliği dağılmaya başladığı ve üyesi olan bir çok ülke arka arkaya
    bağımsızlıklarını ilan etmeye başladıkları 1991 senesinde özellikle
    ülkemizde çok büyük bir heyecan – sevinç yaşanmaktaydı. Artık yüzyıllık
    hasret bitecek Türk milletinin en batı da yaşayan bir devletin halkı
    kardeş halklarla bir araya gelecekti. Çoğu vatandaş o güne kadar
    çoğunun adlarını duymadığı sadece son günlerde yayınlanan Sovyet Rusya
    ile ilgili haberlerde ve yine oralarda yapılan gösterilerde taşıdıkları
    Türkçe pankart ve Türkiye cumhuriyeti bayrağından Türk olduklarını
    öğrendiği bu unutulmuş, unutturulmuş kardeşlerine, akrabalarına karşı
    yoğun bir ilgi vardı.
    Artık 100 yıllık hasret bitecekti. Dünya Türklüğünün yegane devleti
    olan Türkiye’nin yanı sıra bir sürü kardeş ülke geliyordu. Artık
    karşılaştığımız, bizi bölmek, parçalamak isteyen güçlere karşı daha
    kavi ve dayanıklı olacaktık. Belki dağılan Sovyetler Birliği gibi bir
    yapı oluşturacak, tek kimlikle arzu ettiğimiz devlete rahatla
    gidebilecek orada yaşayabilecektik. Sahip olduklarımız yer altı ve üstü
    kaynaklarımızı öncelikli olarak birbirimizle paylaşarak dünyanın en
    güçlü ekonomisini oluşturacak, üzerlerinde Bilge Kağan, Atilla, Timur,
    Şah İsmail, Fatih, Kanuni ve Atatürk gibi Türk dünyasında milletinin
    gururu olmuş yöneticilerimiz ile Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip,
    Fuzuli, Yunus Emre, Abay, Cengiz Aymatov, Mahtumkulu, Ahmet Cevat gibi
    edebiyat değerlerimizin resimlerinin olduğu paralar basacaktık.
    Gaspıralı İsmail’in 20. yüzyılın başında yayınladığı Tercüman
    gazetesinin o günlerde ki Türk coğrafyasının her yerinde okunduğu gibi,
    yine İstanbul’da basılan bir gazete Bişkek’te, Yesi’de oralarda basılan
    bir dergi İzmir’de, Ankara’da okunabilecek ve tam anlamıyla bir gönül
    birliği oluşacaktı. Türkçe sadece Türkiye’de kullanılan bir dil
    olmaktan çıkacak 7 ülkenin birbirleri ile temas kurmada kullandığı
    Rusçanın yerini alarak uluslar arası bir iletişim dili olacaktı.
    Ordumuz Rusya, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin ordusunun teknoloji
    ve insan gücü seviyesine çıkacak, eskisi gibi dünya düzeninde görülen
    haksızlıklar bizim de süper güçlerin aralarına girmemiz sayesinde
    sonlanacaktı.
    Peki bunlar çok ütopik kavramlar mıydı? Hayır, bunların dünya
    üzerinde örnekleri vardı. Dili, dini, milliyeti birbirinden ayrı
    ülkelerden birlikler oluşurda nasıl her şeyi ile bir olan ortak tarih,
    kültür, din, dil gibi bir topluluğu millet yapan özelliklerin hepsinin
    bulunduğu bir milletin devletleri nasıl olur da birleşmesin, neden biz
    kurmayalım? Türkiye’nin ve yeni kurulan devletlerin kaybedilmiş onlarca
    yılı vardı. Bunlar telafi edilmeli, eksikler tamamlanmalı, sorunlar
    giderilmeliydi.
    Sovyetler Birliğinin hızlı bir şekilde dağılması sonucu ortaya çıkan
    yeni Türk devletleri olgusu Batı Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik
    Devletlerini de sarsmış, etkilemişti. O günlerde dünyanın en büyük
    haber ajanslarının muhabirleri Türkiye’ye gelmiş bu gelişmelerin
    akabinde ortaya çıkacak yeni Türk birliğinin doğuş anına şahit olmak
    için gelmişti. Batı Avrupa ve ABD’de faaliyet gösteren bir çok strateji
    kuruluşunun bu konuda ortaya çıkarttıkları haritalar ve istatistiki
    çalışmalar dünya medyalarında devamlı yayınlanıyor, üzerine tartışmalar
    yapılıyordu.
    Peki ne oldu? Ogünleri hatırlayıp, bu günleri gördükçe utanmaktayım.
    Biz dünyanın bizden umduğunu şu ana kadar gerçekleştiremedik. En
    azından Azerbaycan’la ve Türkmenistan’la olsun bir birliktelik
    kuramadık.
    Bunda ki etmenler nelerdir? Rusların, Çinlilerin entrikaları,
    ABD’nin olumsuz istihbarat çalışmalarımı, yoksa böyle bir projeyi
    gerçekleştirmekten yoksun devlet adamlarımızın olması ve
    bürokratlarımızın cahilliği, ilgisizliğimi veya yeni Türk devletlerinin
    başında olanların bu birlik algısını liderlik konumlarını sarsacağı
    düşüncesi ile uzak durması mı? İnanıyorum ki bugün anket yapılsa bunun
    başarılamamasının nedeni olarak hepimiz yukarıda belirttiğim
    hususlardan kendimize göre bir sıralama yaparız.
    Günümüzde durum nedir?
    Bugün yeryüzünde K.K.T.C dahil olmak üzere 7 tane bağımsız Türk
    devleti bulunmaktadır. Ne yazık ki Türk esaslı olan bu devletlerin
    vatandaşlarının çoğu hala Türklük bilinci üzerinde uzlaşabilmiş
    değildir. 100 yıllık Rus emperyalizmi o coğrafyalarda yaşayan
    insanlarımızı önce kimliksizleştirmeye çalışmış akabinde ise yeniden
    formatlayarak farklı bir etnik yapıya sahip oldukları bilincini onlarda
    oluşturmaya çalışmıştır. Bu baskılar ve çalışmalar sonucunda
    insanlarımızın içinden çıkan, kendini menfaatlerini yönetimin
    menfaatleri ile örtüştüren sahte aydınlar ve yine milletinden kopmuş
    yönetici zümre dışında arzu ettikleri insan tipini o coğrafyada
    oluşturamamışlardır. Fakat bu tür çalışmalar insanlarımızın
    zihinlerinin bulanmasına ve geçmişi net algılayamamasına sebep
    olmuştur. Ruslar milleti millet yapan özelliklerden dille bile oynamış
    ağızdan lehçe lehçeden sözde dil türetmiş bunu da topluma empoze
    ettirmiştir. Ama onlar Türklerin bir değerini ki bu Türkleri birbirine
    bağlayan en önemli etmen ve aynı milletten olmanın kanıtı olan
    adetleri, gelenekleri yani halk kültürünü ortadan kaldıramamışlardır.
    Eğer millet olmanın kıstası ortak değer yargıları ve kültür ise
    bugün Türklerin yaşadığı bütün bir coğrafya aynı değerleri
    paylaşmaktadır. Bu biz Türklerin kültürümüze olan bağlılığının
    mükafatıdır.
    Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını ilan etmesinden bu yana
    gerçekleştirdikleri en büyük adımlardan biri alfabe değişikliği yaparak
    Latin alfabesine geçişleridir. Bundan başka bir çok öğrenci gerek o
    ülkelerden Türkiye’ye gelirken, bir çok gencimizde yine okumak için
    atavatan topraklarına gitmiştir.Bugün hem ülkemizde, hem de kardeş
    ülkelerde eğitim için bulunmuş oldukları ülkeyi tanıyan, oralarda
    arkadaşları, dostları bulunan binlerce insanımız bulunmaktadır. Ayrıca
    1991 yılında ki bağımsızlık ilanından bu yana binlerce Türk iş adamı o
    coğrafyalarda işletme açmak ve ticaret yapmak için gitmiş olup hala da
    çalışmalarını genişleterek sürdürmektedirler. Bunun yanı sıra o
    ülkelerden gelen yatırımcılar da Türkiye’de faaliyetlerini
    geliştirmektedirler.
    Neler yapılması hususunda başlıkları belirtmeden mevcut coğrafya
    üzerinden bir jeostratejik tahlil yapmanın yerinde olacağını
    düşünüyorum.
    Bugün Türk dünyasına Türkiye’nin doğrudan ulaşım imkanı ne yazık ki
    bulunamamaktadır. Orta Asya’ya yegane ulaşım koridorumuz olan Güney
    Kafkasya Gürcistan, Ermenistan ve İran’la çevrelenmiştir. Türk dünyası
    ve hatta Azerbaycan ile aramızda adeta bir tampon oluşturan bölgelerin,
    bilinçli bir şekilde dünya güçleri tarafından oluşturulduğu malumdur.
    Bugün ismi değişmiş ama zihniyeti değişmemiş o güçlerin mevcut konumdan
    memnun olduğu ve devamını istediği bir gerçektir.
    Günümüz stratejik oluşumunda Gürcistan’ın tam anlamı ile ABD ve
    Avrupa Birliğinin menfaatleri ile örtüşür bir oluşum içinde olduğu
    görülmektedir. Ermenistan geleneksel Türk düşmanlığı siyasetini
    sürdürmektedir. İşin ilginç yanı bu siyaset ona prim sağlamakta olup
    küçük olması, nüfusunun azlığı ile denize çıkışının olmaması gibi
    etmenler bile yayılmacılık emellerini engel dizginleyememektedir. Diğer
    yandan kadim Türk toprağı olan ve halihazırda Azerbaycan vilayeti
    olarak adlandırılan kadim Türk toprağı üzerinde 35 milyon soydaşımız
    yaşamaktadır. Bir darbe ile Türk Kaçar hanedanlığını yıkarak iktidara
    gelen Farsi kökenli Rıza Şah İran nüfusunun yarısını oluşturan Türklere
    karşı mezhepçilik altında yoğun bir Farsilik propagandası başlatmıştır.
    Bu asimile çalışmasını oğlu Şah Muhammed Rıza Pehlevi de devam ettirmiş
    olup, İslam devrimi akabinde iktidara gelen dini kesim mezhep farkını
    buna alet etmiş, milliyetçiliğin günah olduğu söylemini öne çıkarırken
    alttan Farsiliği dayatmıştır. İslam devleti yapısını her ortamda öne
    çıkaran İran söz konusu Türkiye, Azerbaycan ve Türkler olduğunda çok
    farklı yaklaşımlar sergilemektedir. Sözgelimi kuzey komşusu
    Azerbaycan’a ait toprakların %20 sini işgal etmiş olan Ermenistan’a her
    türlü desteği vermekte ve çeşitli kolaylıklar göstermektedir.
    Bu mevcut jeo stratejik durumu özetlersek Ermenistan’a 1923 de
    Türkiye Türklüğü ile Azerbaycan Türklüğü arasında tampon olması maksadı
    ile verilmiş olan yine eski bir Türk toprağı olan Zengezur bölgesi
    problem olmaktan çıkarılmalıdır. Bu toprak parçasının asli sahiplerine
    dönmesi hususu Karabağ ve hatta Karabağ’dan daha da önce gereklilik arz
    etmektedir. İran’da yaşayan soydaşlarımıza gelince onların halihazırda
    yaşadıkları coğrafyada Türklük için çok büyük önem taşımakta olup
    Türkiye’yi baş Orta Asya’yı vücuda benzetirsek, orasının Türklüğün
    boynu olduğunu söyleyebiliriz. O bölgenin ileride ki durumunu yine o
    ülkede Farsiler ile Farsileşmiş soydaşları tarafından yönetilen ve
    Farsileştirilmek istenen Türkler belirleyecektir. Farsilerin unutmaması
    gereken bir husus var. O da ülkeleri hudutları içinde yaşayan Türklerin
    yüzlerce yıl onları idare etmiş olması ve dillerinin de devlet dili
    olarak kullanılmış olması gerçeğidir. Yani Türkler silik bir azınlık
    olmayıp İran'ı yönetmiş bir milletin kendisidirler.
    Daha önce belirttiğim gibi dünya üzerindeki bir çok mazlum ülke için
    bile bir çıkış noktası olarak görülen Türk birliği projesi tabi ki
    mevcut güçler için çıkarlarını tehdit eden bir düşünce ve oluşumdur.
    Buna izin vermemek için ellerinden geleni yapacaklardır. Ama inanıyorum
    ki karşımıza çıkacak en ciddi muhalefet yine bu projenin
    gerçekleşmesini arzu etmeyen yabancılardan beslenerek onların
    menfaatleri doğrultusunda yayınlar, olumsuzluk yüklü tartışmalar
    yapacak ve bu proje takipçilerini hayal peşinde koşmak veya Turancı
    olmakla itham edecek kökü yine bizden olan sözde aydın, akademisyen,
    siyasetçilerin ortaya çıkması olacaktır. Onlara verilecek tek cevap
    dünyada benzeri olan birbirinden farklı din, dil ve kültüre sahip olan
    milletlerin – ülkelerin nasıl bir araya gelerek birlikler, örgütler
    kurduğu sorusu olacaktır. Lütfen o zaman kendilerine bu tanıtım filmini
    izlemelerini tavsiye edin veya izlettirin. [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] Bakalım o zaman yine aynı fikirlerinde ısrarcı olabilecekler mi.
    Türk Birliğini gerçekleştirmek için neler yapılmalıdır? Bu hususta izlenecek yollar hakkında düşüncelerimi aşağıya aktarıyorum.


    * Türk cumhuriyetleri arasındaki kültürel faaliyetlere önem
    verilmelidir. Bu yolla ne kadar çok birbirimizle temasta bulunursak
    ülkelerimizde bulunan insanlarımız o kadar çok ortak değerimiz olduğunu
    ve aynı kültürün insanı olduğumuzun farkına varacaktır. Bu sebeple
    sergiler, festivaller, kutlamalar, yarışmalar devamlı düzenlenmeli
    folklor grupları karşılıklı veya karşılıksız Türk cumhuriyetlerine
    giderek gösteriler düzenlemelidir.
    * Vizyona yeni girecek
    filmlerin galaları veya ödül programları yurt dışında yapılacaksa
    öncelikli olarak o ülkeler tercih edilmelidir
    * Türk
    dünyasında yapılan sinema festival ve yarışmalarına mutlaka katılmalı,
    onların filmleri de Türkiye’de gösterime girmelidir. Ortak film ve
    diziler çekilmeli, yazılacak senaryonun bir kısmı o cumhuriyetlerde
    geçmelidir. Ünlü oyuncular çekilen filmlerde oynatılarak birliktelik
    vurgusu kuvvetlendirilmelidir.
    * Türk dünyası ticaret
    odaları ortak bir çatı altında buluşmalıdır. İhtiyaçların öncelikli
    olarak kendi içimizden karşılanmasına dikkat etmeliyiz. Bunların
    tespiti ve duyurulması için öncelikli olarak ana dilimizi esas alan bir
    b2b ticari net sitesi kurulmalıdır.
    * Yer altı ve üstü
    kaynaklarımızın tespiti yapılarak eğer yabancılar tarafından
    işletilmesi talep edilecek ise öncelik Türk cumhuriyetleri kökenli
    şirketlere tanınmalı. Zenginleştirme ve işleme yine bu ülkelerde
    yapıldıktan sonra satılmalıdır.
    * Türk dünyası ile ilgili
    dernek, vakıf ve enstitüler Türk dünyasından davet edecekleri ülkesinde
    başarılı gençleri 15 veya 30 günlüğüne Türkiye’de misafir ederek birlik
    düşüncesi ile Türk milletinin en batısında yaşayan Türkiye Türkleri
    hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanmalıdır. Bu faaliyet bu birliği
    oluşturma kaygısıyla Türk cumhuriyetleri içinde oluşturulmuş dernek ve
    vakıflarca da gerçekleştirilmelidir.
    * Türk
    cumhuriyetleri arasında yatırım gayesi ile gelen kişilere sahip
    çıkılmalı, onlara yardımcı olunmalıdır. Unutulmasın ki ticarette
    birliktelik siyasi birlikteliğin ön aşamalarından biridir.
    * Türk
    dünyası geçleri arasında karşı cinslerle evliliklerin artması için
    çalışmalar yapılmalı. Bu hususta gençler teşvik edilmelidir.
    * Orta
    Asya Cumhuriyetleri arası turizm teşvik edilmelidir. Özellikle o
    coğrafyadan ülkemize gelen insanlarımıza ekonomik kolaylıklar
    sağlanmalı, indirimler yapılarak Anadolu insanı ile benzerliklerini
    görebilmeleri için Türkiye’ye gelmeleri hususunda teşvik edilmelidirler.
    * Türkiye
    Türkçesinin üst iletişim dili olarak tercih edilmesi hususunda
    çalışmalar yapılmalıdır. Sade bir Türkçe ile çevirisi yapılmış film ve
    çizgi film cd’leri anaokullarında – eğitim kurumlarında dağıtılmalı
    veya izlettirilmelidir. Bu yolla özellikle çocukların - gençlerin daha
    kolay alışması sağlanmalıdır.
    * İnternet iletişimine önem
    vermeli. O ülkelerdeki internet sohbet odalarına giriş
    kolaylaştırılmalıdır. Ortak bilgi siteleri kurulmalı, siteler üzerinden
    o ülkelerin basını takip edilmelidir.
    * Gerektiğinde
    televizyon kanallarına programlar için sponsor olma koşulu ile özel
    yarışma programları düzenletilebilir. Bu programlar da Türk
    cumhuriyetleri arası bilgi, kültür, yemek, müzik konulu olabildiği gibi
    sadece çocuklara da yönelik programlar hazırlatılabilir.
    * Resmi
    bayramlar, anma günleri ve matemlere dolaylıda olsa iştirak edilmeli,
    sevinçlerinin bütün Türklerin sevinci, matemlerinin bütün Türklerin
    matemi olduğu hissettirilmelidir.
    * Ortak tarihi büyüklerimize atfen konferanslar, seminerler yapılmalı, konserler verilmeli, film izlettirilmelidir.
    * Türk
    dünyası ve Türk dilinin yayıldığı coğrafyaları gösteren haritalar her
    yerde dağıtılmalı. Bunlar çoğu yerde takvimler üzerinde, defter
    yüzlerinde, gazete ilanlarında sürekli vurgulanmalıdır.
    * Türk
    iş adamlarımızın Türk coğrafyaları arasında ticareti kolaylaştıracak ve
    ucuzlatacak lojistik alternatif çözümler aramalıdır. Bunun için iddialı
    lojistik firmaları kurularak bu sahada yabancıların etkileri
    kırılmalıdır.
    * Türk cumhuriyetleri arasında Rusların
    ilerde sorun çıkarması için bırakılmış etnik köken itibari ile Türk
    olmayanlara karşı dikkatli olunmalıdır. Türkler o konumlara gelebilmesi
    için teşvik edilmeli, bu hususta dayanışılmalıdır.
    * Türk
    Cumhuriyetlerinde kurulacak ortaklıklarda muhatabın Türk kökenli,
    soydaş olmasına önem verilmeli buna istihdam aşamasında da dikkat
    edilmelidir.




    ''Zaman'' iyi mi gelirmiş herşeye
    ne " zaman " dan beri ???



    avatar
    VaLKyRie
    Admin
    Admin

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 1284
    <b>Ruh HaLi</b> Ruh HaLi : 3
    <b>Zodyak</b> Zodyak : Yengeç
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 04/02/10
    <b>Nerden</b> Nerden : Tekirdağ
    <b>Yaş</b> Yaş : 22

    Geri: Türk Birliği; rüyadan idaele, oradan gerçeğe uzanan yol

    Mesaj tarafından VaLKyRie Bir Perş. Tem. 01, 2010 2:31 pm

    Yazıma son verirken yapılması gerekenler olarak sıralamaya
    çalıştığım ama mutlaka daha da fazla olduğunu umduğum bu hususların
    gerçekleştirilmesi için çalışılması şarttır. Şunu belirtmek isterim ki
    Türk birliği sadece Türk cumhuriyetlerinin hepsini daha güçlü kılacak
    değildir aynı zaman dünyada söz sahibi olan bir güç olarak ortaya
    çıkışına da gösterecektir. Bu birlik sayesinde dünyanın çeşitli
    yerlerinde onlarca yıldır, yüzyıllardır ezilmiş olan ve ezilmekte olan
    azınlık olarak yaşayan Türklerde haklarını dünyaya karşı koruyacak –
    savunacak bir güc odağına sahip olmanın mutluluğunu yaşayacaklardır.
    Dünya Türklüğünün 80 yıllık tek temsilcisi olarak bu Anadolu
    coğrafyasını düşmandan kurtararak ve tek bağımsız devletini kuran büyük
    Atatürk’ün – Türk Birliğinin bir gün hakikat olacağına olan inancım
    tamdır. – Vecizesini esas alarak her birimiz bulunduğumuz ülkelerde
    gayretli bir şekilde yılmadan ve usanmadan çalışmalıyız. Unutmayalım ki
    yine Atatürk’ün soydaşlarımızın Sovyet idaresinden kurtulacağı gün için
    çalışılması vasiyetini tutmamanın getirdiği gafilliğin bize
    kaybettirdiği zaman kaybını bu yolda çok sıkı çalışarak en kısa zamanda
    kapatmalıyız. Unutmayalım ki aksi halde sadece Türkiye ve Türk alemi,
    kaybedecek değildir. Türklerin oluşturacağı böyle bir birliğin
    bölgesinde oluşturacağı adil dünya düzeni içinde huzur ve güven içinde
    yaşamayı ummakta olan ama halihazırda neo emperyalist güçlerin
    kıskaçları içinde kıvranan mazlum insanlık olacaktır. Unutmayalım ki
    gelişmeyi ve büyümeyi göze almaz bu yolda çalışmaz isek, küçüldüğümüzü,
    parçalandığımızı görme bahtsızlığına düşeceğiz. Onun için bu tarihi ve
    kutsal amaç doğrultusunda bütün soydaşlarımı içinde bulundukları
    toplumunda, Türk Birliği hususunda istekli olabilmesi ve bulundukları
    ülkenin siyasetine bu konuda demokratik baskı gücü oluşturabilecek
    seviyeye ulaşabilmeleri için onları sürekli bilgilendirmeye çalışmamız
    gereklidir. Bu sadece bir Türklük değil aynı zamanda insanlık görevidir.



    ''Zaman'' iyi mi gelirmiş herşeye
    ne " zaman " dan beri ???




      Forum Saati C.tesi Ara. 16, 2017 3:43 am