forumVatan

.......forumVatanHoşgeldiniz : Misafir
En son ziyaretiniz :
Mesaj Sayınız : 0


    Diğer belirtilerin kontrol altında tutulması

    Paylaş
    avatar
    VaLKyRie
    Admin
    Admin

    <b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 1284
    <b>Ruh HaLi</b> Ruh HaLi : 3
    <b>Zodyak</b> Zodyak : Yengeç
    <b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 04/02/10
    <b>Nerden</b> Nerden : Tekirdağ
    <b>Yaş</b> Yaş : 22

    Diğer belirtilerin kontrol altında tutulması

    Mesaj tarafından VaLKyRie Bir Paz Şub. 21, 2010 11:05 am

    Kimi zaman asıl nedene yönelik te daviyle, kimi zaman yalnızca belirti ye yönelik tedaviyle, kimi zaman da her ikisine yönelik tedavilerle belirti lerin çoğu kontrol edilebilir ya da en azından hafifletilebilir.

    İştah kaybı (anoreksi)
    Doğrudan kanserin, ilaç tedavisinin, radyoterapinin (özellikle bulantıya da yol açtıklarında), kabızlık ve psi kolojik stresin yol açabildiği yaygın bir belirtidir. Kanser hastalarında tat değişiklikleri de sık görülür ve yiye ceklere karşı ilgi kaybı olabilir.
    Anoreksili pek çok kişi için alışıl mış zamanlarda bolca yemek ye-mektense, sık ve az miktarda yemek (özellikle de bu küçük öğünler çeki ci bir görünüme sahipse) daha kabul edilebilirdir. Yemek öncesinde bir bardak şarap içmek de bazen iştahı uyarır; ancak çoğu hasta ne yazık ki alkollü içkilerden artık hoşlanmadı ğını fark eder. Bazen iştahı uyarmak için, progestojenler ya da steroidler-le ilaç tedavisi uygulanır.

    Nefes darlığı (dispne)
    Değişik nedenleri olabilir. Örneğin kanser akciğerin normal işlevlerini bozabilir. Daha sık görülen bir du rum akciğerin dış yüzeyi ile göğüs duvarının iç yüzeyi arasında sıvı top-lanmasıdır (plevral efüzyon). Biriken sıvı akciğere baskı yaparak, yeterli miktarda hava alınmasına engel olur. Neyse ki göğüs duvarına soku lan ince bir iğne ile bu sıvının çok kolay ve oldukça rahat biçimde dışa alınması (aspirasyon) olanaklıdır. Di ğer nedenler arasında akciğer doku sunu etkileyen birincil ya da ikincil kütleler, göğüs enfeksiyonları, kan sızlık ve akciğerlerdeki kan damarla rında gelişebilen pıhtılar (pulmoner emboli) yer alır. Bunların çoğu etkili bir biçimde tedavi edilebilir ve kan ser akciğer dokusuna geçiyorsa steroidler yararlı olabilir; ancak nedeni ortadan kaldırmak güçse, morfin, sakinleştirici ilaçlar ve oksijenle ra hatsızlık giderilebilir.

    Kabızlık (konstipasyon)
    Oldukça yaygın bir sorundur. Yeter siz besin alımı, analjezikler, hareket sizlik ya da bunların birlikteliğinden kaynaklanabilir. Diğer olası nedenler arasında kalın barsakta tıkanıklık ve kan kalsiyum düzeyinde artış bulu nur. Çoğu hastada önlemek, tedavi den daha iyi bir yaklaşımdır. Besinle rinizin tahıl ve kepekli ekmek, taze meyve ve sebze ve baklagil içerme sine dikkat edip yeterli miktarda sıvı aldığınızda, kabızlıktan kurtulabilirsi niz.

    Özellikle opioyid sınıfı ağrı kesici kullanan hastaların ko-dantramer gi bi laksatifleri (dışkı yumuşatıcıları) düzenli olarak kullanmaları gerekebi lir. Kimi durumlarda sorunu çözmek için fitil ya da lavman gerekebilir.

    İshal
    Ne yazık ki karın ya da leğen kemiği (pelvis) bölgesine uygulanan radyo terapide ve bazı sitotoksik ilaçlarda bu yan etkiyle sık karşılaşılır. İshal kodein fosfat ve loperamid gibi ilaç lara genellikle yanıt verir. Ancak, ki mi zaman ishalin geçebilmesi için kanser tedavisine bir süre ara ver mek zorunludur. Kaybettiğiniz sıvıyı geri almak için yeterince sıvı aldığı nızdan emin olun; ayrıca sebze ve yeşil meyve gibi yüksel miktarda lif içeren gıdaları kesmeniz ya da azalt manız yararlı olabilir. Radyoterapi uygulanan ve ishal gelişme olasılığı bulunan hastalara genellikle besinle rini önlem amaçlı olarak değiştirme leri önerilir.

    Normal koşullarda barsak içeriği barsaktan aşağıya doğru indikçe, emilen su miktarı giderek artar. Bu nedenle ince barsak ile kalın barsağın ilk bölümünün içeriği normalde oldukça suludur. Stomalı (barsaktan karın duvarına yol açılan) kişilerde sıklıkla barsak yumuşaklığı görülme si bundan kaynaklanır. Metilselüloz, barsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olabilir. Kimi zaman, barsa-ğın üst kısmındaki sıvı içerik, aşağı daki katı tıkanıklık bölgesinden sıza rak geçer ve böyle durumlarda ishal kabızlıktan kaynaklanır.

    Yutma güçlüğü (disfaji)
    Yemek borusunda (özofagus) büyü yen bir tümör ya da özofagusa dışarıdan yapılan bası (örn. göğsün orta kısmındaki lenf düğümlerinin büyü mesi) bu yakınmaya yol açabilir. Bu disfaji türünde sıvılardan çok katılar soruna yol açar. Doğrudan kanseri hedefleyen tedaviler dışında, sedas-yon (sakinleştirici) ya da genel anes tezi eşliğinde yemek borusuna içi boş bir tüp ya da stent yerleştirilerek bu sorun kısa sürede giderilebilir (entübasyon işlemi). Yutkunma sıra sında gözlenen ağrı, mide asidinin özofagusa geri kaçmasına (reflü) bağlı enflamasyondan (yangıya) kaynaklanabileceği gibi, göğse uy gulanan radyoterapi veya mantar enfeksiyonu (kandidiyaz) nedeniyle de oluşabilir. Tüm bunlar için basit ve etkili tedaviler vardır.

    Lenfödem
    Normalde dokular lenf kanallarından akan renksiz bir sıvı tarafından sü rekli olarak yıkanır. Lenf kanalları filt re görevi gören ve enfeksiyonlara karşı koruma sağlayan lenf düğüm lerine açılır, lenf adı verilen bu sıvı sonuçta kan dolaşımına karışır; an cak lenf kanalları tıkandığında sıvı birikerek “lenfödem” adı verilen du ruma yol açar (dokularda yumuşak şişkinlik). En çok uzuvlarda ve kimi zaman da memede görülür.

    Lenf tıkanıklığı kanserin kendi sinden kaynaklanabileceği gibi, ameliyata ya da radyoterapiye de bağlı olabilir. Son yıllarda lenfödem tedavisi alanında da önemli ilerlemeler kaydedilmiştir ve özel masaj teknikleri ve kol ya da bacak için uygun çoraplar kullanılabilmekte dir. Bu tür sorunlar yaşadığınızda lenfödem konusunda uzman olan bir doktora görünmenizde yarar var dır. Lenfödemden etkilenen dokula rın enfeksiyonlara karşı yatkınlığı art tığından, lenfödemli bölge üzerin deki deriye hasar vermekten kaçın mak ve ilk enfeksiyon bulgusunda hemen antibiyotik tedavisi uygula mak gerekir.

    Bulantı ve kusma
    Bu tür belirtilerin başlıca nedeni ke-moterapi ve analjeziklerdir. Morfin gibi analjeziklerden kaynaklanan bu lantı genellikle morfin kullanmaya devam etmenize rağmen kendili ğinden ve kısa sürede geçer. Kimi zaman radyoterapi de özellikle karın bölgesine verildiğinde bulantıya ne den olabilir. Kemoterapi veya rad yoterapiye bağlı bulantı ve kusma, tedavi başlamadan önce verilen an-ti-emetik ilaçlarla başarılı biçimde önlenebilir.

    Zaman zaman kanserin kendisi de bu tür belirtilere yol açar; bazen kandaki kalsiyum konsantrasyonu nu yükselterek (hiperkalsemi) bu lantıya neden olur ve bu hastalarda bisfosfonat adı verilen ilaçlar etkili dir. Diğer nedenler arasında kabız­lık, barsak tıkanıklığı ve karaciğer deki metastatik hastalık yer alır.

    Bulantı ve kusmada kullanılabilecek pek çok ilaç vardır. Bunlar ağız dan ya da enjeksiyon yoluyla verile bilecekleri gibi, deri altına yerleştiri len küçük bir iğne ile pilli bir şırınga pompası (tekrar tekrar enjeksiyon yapmaktan kaçınmak için) yardımıy­la sürekli infüzyonla da uygulanabilir ya da fitiller kullanılabilir.

    Kemoterapi veya radyoterapiye bağlı bulantı ve kusmanın tedavi sinde ve önlenmesinde kullanılan ondansetron, granisetron ve tropisetron gibi HT3-reseptör antagonistleri ile deksametazon gibi steroidler de çok etkilidir. Ancak bu ilaç ların da kendi yan etkileri vardır. Örneğin steroidler sıvı tutulumuna, yüzde kızarıklığa, dispepsiye (ha zımsızlık) ve uykusuzluğa yol açabi­lir; HT3-reseptör antagonistleri ise geçici kabızlık ve baş ağrısına ne den olabilir. Çoğu durumda meto-klopramid, domperidon, haloperi-dol, levomepromazin ya da siklizin gibi daha az güçlü anti-emetikler oldukça yeterlidir.
    Az ve sık yemek, normal öğün saatlerine uymaktan daha iyi olabi lir. Ayrıca öğünlerle birlikte sıvı al mak yerine, öğünlerden an az bir saat önce ya da sonra sıvı almak da yararlı olabilir.



    ''Zaman'' iyi mi gelirmiş herşeye
    ne " zaman " dan beri ???




      Forum Saati Çarş. Kas. 22, 2017 11:59 pm